İscehisar İlçesi’ne bağlı Seydiler kasabasındadır. “Seydiler Sultan” olarak da anılan Hasan bin Basri bin Habib, tâbiinden Hasan Basri (v. h. 150 / m. 767) Hazretleri’nin onun neslinden torunudur. Horasan erenlerinden ve Karaca Ahmet Sultan’ın çağdaşıdır. Halep’te tıp öğrenimi yapmış, sonra Kırşehir’deki Hacı Bektaş Veli dergâhına uğramış, orada da yetişmesini sürdürerek arkadaşları Yargeldi, Hayran Balı ve Süleyman Horasani’nin oğlu Karaca Ahmet ile birlikte Sahip Oğulları ülkesine (Afyonkarahisar) gelmişlerdir.
Bu dört arkadaş şehir gezerken susarlar, namaz vakti de gelmiştir. Hem içmek hem de abdest almak için su ararlar. O sırada Karaca Ahmet elindeki asasını yere vurarak “su burada olacak” der. Ve vurduğu yerden su fışkırır. Sudan hem kana kana içerler, hem de abdest alırlar. Zamanla bu suyun çıktığı yere çeşme yaparlar. Halen kullanılan “Olucak Çeşmesi” bu olayın hatırasıdır. Kerametleri ortaya çıkınca bu dervişler dağılmaya karar verirler.
XIII. yüzyıl sonları ile XIV. yüzyıl başlarında yaşadığını tahmin ettiğimiz Seyyid Hasan Basri Hazretleri, İnlice Köyü (Seydiler Kasabası)’ne gelmiş, burada tekkesini kurarak kuduz tedavisini yapmaya başladığı ocak yakın zamana kadar devam etmiştir.
Her yıl Ağustos ayı başında, Seydiler kasabasına, bilhassa tekkenin çevresine 1 cm büyüklüğünde kırmızı renkli kuduz böcekleri gelir ve 10 gün kalır ve bir yıl sonrasına kadar da kaybolurmuş. Sabah namazından sonra böcek toplamaya çıkılır, toplanan böcekler bir kutu içine konur, hayvan orada öldükten sonra güneşte kurutularak havanda ezilir ve toz haline getirilir.
1967 senesinde Ankara ve İstanbul Tıp Fakülteleri profesörlerinden oluşan 10 kişilik bir grup Seydiler köyüne gelip Hasan Basri zamanından kalma ve O’nun oğulları ve torunlarına öğretmiş olduğu kuduz hastalığının tedavi etme usulleri üzerinde incelemelerde bulunmuşlar, müspet neticeyi gözleriyle görmüşlerdir.